2 Aralık 2004 Yıl: 110

Ana Sayfa

Bir devrime kalkıştık
            EN BÜYÜK BÖLGE GAZETESİKÜÇÜK İLANLAR      I     İNSAN KAYNAKLARI     I     SIK KULLANILANLARA EKLE     I    BİZE ULAŞIN

ANA SAYFA
Kent
3.Sayfa
Siyasi
Dış
Ekonomi
Yazarlar
Spor
Yazı Dizisi
Arşiv

MAGAZİN
Can Can
Pazar
Alışveriş
Sinema
Astroloji
Ne Nerede

EKSTRA
Hava Durumu
Eczaneler
Telefonlar
Sanal Galeri
Yararlı Linkler

MESAJ HATTI
Göztepe
Altay
Karşıyaka
İzmirspor
Denizli
Aydın
Vestel Manisa
Buca
Muğlaspor
Uşakspor

KÜÇÜK İLANLAR
Emlak
Vasıta
Eleman
Çeşitli
İlan Formu
Mesaj gönder

 

 


 

  Yazı Dizisi - Tire Dosyası

Hareketli çocuklar

1| 2 | 3 | 4
GAMZE KARADEMİR

Yaramaz değil 'hiperaktif'

Sendromun en yaygın belirtileri çocuğun her şeyden çok çabuk sıkılması ve dikkatini bir noktada odaklayamamasıdır

Başlarken:
Aşırı hareketli, her şeyden çabuk sıkılan, oyuncaklarını kırıp döken çocuklar, çevreleri tarafından "yaramaz çocuk" olarak adlandırılır. Kimi ebeveynleri tarafından olumsuz tepkilerle karşılaşan bu çocuklar, okula başladığında da derslerinde başarısız olur, sınıf içindeki haraketliliğiyle huzuru bozar. Yaramaz sıfatıyla anılmaya devam eden bu çocukların problemi Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olabilir. Halk arasında çok iyi tanınmayan ve tam olarak anlaşılamayan bu sendromun tanınması ve çocukların destek görebilmesi için bu haftaki yazı dizimizde bu konuyu mercek altına aldım.

Çocuğun, yaşamının her anını etkileyen nörobiyolojik bir bozukluk olan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB),1900'lü yılların başlarından beri tanınan bir sendrom. Temel sorun dikkati, tek bir noktaya odaklayamamak ve organize olamamak. Çocukluk çağında başlayan bu sendrom, her sınıfta ortalama bir ya da iki öğrencide görülür.
Dikkat Eksikliği Sendromu olan bütün çocuklar, dikkatlerini yoğunlaştırmakta ve başladıkları işleri bitirmekte zorlanırlar. Bu zorluğun yoğunluğu çocuklar arasında değişiklik gösterir. Ders dinlemenin ve yazıları tamamlamanın gerekli olduğu okul hayatında sorunlar baş gösterir. Ödevler yapılmaz ya da tamamlanmaz. Dinlemekte ya da direktiflere uymakta zorluk yaşanır. Çevredeki en ufak olaylarla ya da kendi düşünceleri ile kolayca dikkati dağılır. Bu çocuklarda öğrenme güçlüğü de sıkça görülür.
Çocuğunuzda DEHB olup olmadığını anlamak için ne tıbbi ne de psikolojik tek bir test yoktur. Dikkat Eksikliği Sendromu olan çocukların yüzde 30'unda hiperaktivite yoktur. Onların ana sorunu dikkatlerini toplayamamak ve konsantre olamamaktır. Genellikle "uyurgezer" görünümünde, sessiz, uyuşuk ve aşırı duygusaldırlar.

SUÇ SİZDE DEĞİL
Yüzde 70'lik diğer bölümse hiperaktif, düşüncesizce davranan ve organize olamayan çocuklardan oluşur. Halk arasında "Yaramaz Çocuk" olarak nitelenen bu çocuklar aslında dikkat eksikliği ve hiperaktiflikten dolayı, sürekli kıpırdanırlar ve vücutlarının bir parçası sürekli hareket halindedir. Bir yerde oturamazlar. Eşyalarını unuturlar ve kaybederler. Başladıkları işi bitirmeden bir diğerine başlarlar. Müdaheleci ve rahatsız edicidirler. Sıra bekleyemezler. Cevapları soruları beklemeden ağızlarından kaçırırlar. Düşünmeden tehlikeye atılırlar. Normal faaliyetleri "sıkıcı" bulurlar. Bu durum genel kanının aksine, ebeveynlerin çocuklarını yetiştirme tarzlarından kaynaklanmaz.
Belirtilerin genellikle 7 yaşından önce başladığı Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Sendromu, genellikle 4-5 yaşlarında belirgin hale gelir. Ancak bir kısmı bebekliklerinden itibaren huysuzlukları az uyumaları ve az yemeleri ile dikkat çekerler. Okul döneminin başlamasıyla dikkat eksikliğine bağlı öğrenme sorunlarının gündeme gelmesi ve arkadaşlarla olan sorunları aileyi tedirgin etmeye başlar. Ergenlik döneminde ise okul başarısızlığı yanında davranış sorunları ve aileye karşı gelişen tutumlar gözlenir. Ergenlikte aşırı hareketsizlik azalır ve yerine çabuk sıkılma ve dikkatsizlik belirgin olur.

AŞIRI HAREKET
Aslında her çocuğun hareketli olması beklenir. Çocuk koşar, düşer ve gürültü çıkararak oynar. Bunların hepsi doğal karşılanabilir. Ancak DEHB'de çocuğun hareketliği aşırıdır. Bitmek bilmeyen bir enerjileri vardır. Yükseklere tırmanır, koltuk tepelerinde gezer, ev içinde koşuşturur ve dur sözünden anlamazlar. Sakin bir şeklide oynamayı beceremezler. Oturmaları gereken durumlarda ise elleri ayakları kıpır kıpırdır. Çok konuşur, iki kişi konuşurken sık sık lafa girerler. Masanın başında oturamaz, dolayısıyla derslerini uygun mekanlarda çalışamazlar.
Çocukta dikkat kusuru özellikle eğitim hayatının başlamasıyla belirgin hale gelir. Okul öncesi dönemde de her şeyden çabuk sıkılan bu çocuklar, oyuncaklarını da parçalar. Öğrenmeye ve ödev yapmaya karşı ilgisizdirler.
Ders çalışmak için bir türlü masanın başına oturamaz, otursalar dahi çeşitli bahaneler uydurarak sık sık masa başından kalkarlar. Anne ve babayı ders çalışırken sürekli yanlarında isterler. Kendileriyle konuşulduğunda sanki konuşanı dinlemiyormuş görüntüsü verirler. Bir komutu birkaç defa söyledikten sonra yerine getirirler.
Sınıfta dersi takip etmedikleri gözlenir. Dışarıdan gelen uyarılarla hemen dikkatleri dağılır. Ders dışı işlerle fazlaca ilgilenir, elindeki kalem, defter ve oyuncak gibi malzemeyle uğraşır, dersi takip edemezler. Derste sıkılmaları nedeniyle derste konuşma, arkadaşlarına laf atma ve garip asker çıkarma gibi, sınıfın dikkatini ve huzurunu bozacak davranışlar sergileyebilirler.
Okuma ve yazma kaliteleri yaşıtlarından kötü, defter düzeni ve yazıları bozuk olabilir. Okurken sık hata yapabilir ve cümlenin sonunda kelime uydurmalarına rastlanabilir. Unutkandırlar. Sınıfta sık eşya kaybetme yanında, iyi öğrendiklerini düşündüğünüz bir bilgiyi de çabuk unutabilirler. Kendilerine uygun bir çalışma düzeni ve sistemi geliştiremezler. Okuma ve yazmayı genellikle sevmezler. Ders kitabı okumanın yanında hikaye ve roman türü kitapları okumaya karşı da isteksizdirler.
Yaşanan tüm bu öğrenme zorluklarına sınavlarda dikkatsizce yapılan hatalar eklenir. Sabırsızlıkları nedeniyle soruları hızlıca okuma, tam okumama ve yanlış okumalara sık rastlanır. Bu nedenle çok iyi bildikleri bir soruyu dahi yanlış cevaplayabilirler. Test sınavlarında çeldiricilere kolaylıkla kanarlar. Özellikle ilkokula başladığı yıllarda sınav kağıdını öncelikle vermeyi marifet sayarlar. Sonunda bilgileri ve bildiklerinden daha azı oranında not alırlar.
Dikkat eksikliği okul öncesi dönemde pek fark edilmeyebilir. Ancak bu çocukların bir kısmı ders dışı işlerde de çabuk sıkılma belirtileri gösterirler. Zeka düzeyi iyi olan ve ek olarak özel öğrenme güçlüğü olmayan çocuklar ilkokulun 3.ve 4.sınıflarına kadar derslerde sorun yaşamayabilirler. Çalışmadıkları ve dersi iyi takip etmedikleri halde notları kötü olmayabilir. Derslerin ağırlaşmasıyla birlikte başarıda ciddi düşüşler yaşanmaya başlanır.

Dürtüsel hareket
Sonunu düşünmeden eyleme geçme olarak tarif edilebilecek olan 'impulsivite' bir başka deyişle dürtüsellik, bu çocukların uyumlarını bozan en ciddi belirtidir. Sabırsızlıkları, sırasını beklemekte güçlük çekmeleri tipik özellikleridir. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Sendromlu çocuklar, sonuçları kendisi ve çevresindekiler için zararlı olabilecek fevri hareketler ile sınır tanımaz davranışlarda bulunur. Yaşıtlarıyla birlikte olduklarında olaylara aşırı tepki vermeleri, çeşitli davranışlarla ve sözlerle arkadaşlarını rahatsız etmeleri nedeniyle toplum içinde istenmeyen adam ilan edilirler.
Erkek çocuklarda kız çocuklara oranla 3 kat daha fazla görülen dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu her çocukta farklı biçimde görülür. Erkek çocuklarda genellikle hiperaktivite ve fevri hareketlerin sergilendiği 'impulsivite' belirtileri ön plandayken, kız çocuklarında daha çok dikkat eksikliği belirgindir. Hastalık toplumun yaklaşık yüzde 5'inde görülür.







NE NEREDE
Cafe
Bar
Restoran
Tiyatro
Paket servis
Kültür Merkezi
Galeriler
Turizm acentaları
Oteller



            EN BÜYÜK BÖLGE GAZETESİKÜNYE     I     REKLAM     I     SIK KULLANILANLARA EKLE     I    AÇILIŞ SAYFASI YAP

Yeni Asır, Gaziosmanpaşa Bulvarı No:5 35260 Çankaya, İzmir
Tel:+90(232) 4415000    Fax:+90(232) 4464222