2 Aralık 2004 Yıl: 110

Ana Sayfa

Bir devrime kalkıştık
            EN BÜYÜK BÖLGE GAZETESİKÜÇÜK İLANLAR      I     İNSAN KAYNAKLARI     I     SIK KULLANILANLARA EKLE     I    BİZE ULAŞIN

ANA SAYFA
Kent
3.Sayfa
Siyasi
Dış
Ekonomi
Yazarlar
Spor
Yazı Dizisi
Arşiv

MAGAZİN
Can Can
Pazar
Alışveriş
Sinema
Astroloji
Ne Nerede

EKSTRA
Hava Durumu
Eczaneler
Telefonlar
Sanal Galeri
Yararlı Linkler

MESAJ HATTI
Göztepe
Altay
Karşıyaka
İzmirspor
Denizli
Aydın
Vestel Manisa
Buca
Muğlaspor
Uşakspor

KÜÇÜK İLANLAR
Emlak
Vasıta
Eleman
Çeşitli
İlan Formu
Mesaj gönder

 

 


 

  Yazı Dizisi - Tire Dosyası

FRANSA İZLENİMLERİ

1| 2 | 3 | 4 | 5 | 6 |
Osman Gençer

Ege gelsin, ama Türkiye şimdilik beklesin

Programı Daniel yaptı.
Nereye gideceğimizi, kimlerle görüşeceğimizi ayrıntılı şekilde planladı.
Ben de kendisine aynen uydum.
İlk kapımız, Strasbourg'daki ilk durağımız, Alsace Bölgesi'nin bir numaralı ismiydi.
Adrien Zeller...
Alsace Bölgesi'nin Meclis Başkanı...
Bölge adına tüm etkin kararları o veriyor.
Devlet Başkanı Chirac'ın partisinden.
Ayrıca, Fransa'da sağ partiden seçilebilen tek bölge başkanı..
Diğerleri hepsi sol partilerden, yalnızca Zeller sağdan geliyor.
Pozisyonu bizim İzmir'e benziyor.
Yerel seçimlerde AK Parti Türkiye'yi kasıp kavurdu, ama İzmir'de Ahmet Piriştina kazandı.
Adrien Zeller'in durumu da öyle işte...
Strasbourg, Almanya sınırında tarihi bir kent.
Eski yapılar, eski şehir, kenti yarıp geçen kanallar, Ren nehri, şatolar, şaraplar, peynirler, özel yemekler, Fransızca, Almanca ve bir de bölgenin özel dili Alsasca'nın hakimiyetinde...
Alsace dili, kırık Almanca ile arasına serpiştirilmiş bazı Fransızca kelimelerden oluşuyor.
Ancak, bu dili ne Almanlar, ne de Fransızlar anlayabiliyor.
Sadece o yörenin insanları, özellikle de yaşlılar gayet güzel konuşuyorlar.
Eskiden Strasbourg'da yaşadığım için beni de kendilerinden sayıyorlar.
Ehh, Daniel de has Alsace olduğundan, kendimizi her yerde "evimizde" hissediyoruz otomatikman...
Adrien Zeller'de de öyle oldu...
Oldukça sıkışık programına rağmen, bize yarım saat vakit ayırabileceğini bildirmişti.
Lakin, görüşmemiz o kadar hoş ve sıcak geçti ki, bir saatten fazla sohbet ettik.
Ege'yi, Yeni Asır'ı, kendimizi tanıttıktan sonra, başladık sormaya...

İş başka, AB başka

Fransız Hükümeti'nin davetlisi olarak, İzmir Fransız Kültür Merkezi Müdürü Daniel Schlosser ile birlikte beş günlüğüne Fransa ziyaretinde bulunduk.
Ziyaretteki ana hedefimiz, Fransa'nın kuzey doğusunda yer alan Alsace Bölgesi ve Avrupa Konseyi'nin merkezi Strasbourg kentiydi.
Neden özellikle Alsace Bölgesi ve Strasbourg, onu da belirtelim.
Son dönemlerde Alsace bölgesinin Ege'ye olan ilgisi bir hayli yükseldi.
Fransa'nın en çalışkan, en üretken, en dinamik bölgesi olan Alsace'dan, bölgemize yönelik ticari-ekonomik işbirliği teklifleri gelmeye başladı.
Türk işadamları Strasbourg'a davet edildi.
Alsace Uluslararası Kalkınma Ajansı, Alsace-Ege köprüsünü kurabilmek amacıyla, iki hafta önce Türkiye'de yalnızca İzmir'de büro açtı.
Fransızların bu yakınlığı dikkatimizi çekti elbette...
Bu ani sıcaklığın sebeplerini öğrenebilmek, neler planladıklarını anlayabilmek, görüşlerini alabilmek, kendi düşüncelerimizi de iletebilmek amacıyla, üç yıldan beri İzmir'de yaşayan ve artık bizden biri olan dostumuz Daniel Schlosser ile beraber düştük yollara...
Strasbourg'da siyaset dünyasından iş dünyasına, üniversite alanından gazetecilere kadar pek çok önemli kişiyle konuştuk, fikirlerini aldık.
Tabii bu arada, Türkleri iş yapmak için hararetle ülkelerine çağıran Fransızların, Türkiye'yi de aynı şekilde AB'ye çağırıp çağırmadıklarını öğrenme imkanı bulduk.
Edindiğimiz izlenimleri ve yapılan açıklamaları okuduğunuzda, Fransa'nın rengini siz de gayet ne biçimde keşfedeceksiniz.
O.G.

- Alsace Bölgesi ile Ege Bölgesi arasında ciddi iletişim aranıyor. Özellikle ekonomik ve ticari alanlarda işbirliği teklifleri yapılıyor. Bu köprü kurulabilir mi sizce?
- Alsace Uluslararası Kalkınma Ajansı ve Strasbourg Ticaret Odası'nın önderliğinde yapılan çalışmaları izliyorum. Onları destekliyorum. Alsace Bölgesi Avrupa'nın merkezinde. Dünya ülkeleriyle her türlü bağlantıyı sağlıyor. Ancak artık ticari yakınlaşma, ortaklıklar ve işbirlikleri yöntemleri de yavaş yavaş değişiyor. Ülke bazında olmaktan çok, bölge bazında ortaklıklar daha verimli sonuçlar sağlıyor. Bu çerçevede, Alsace-Ege buluşmasını doğru buluyorum.
- Alsace Uluslararası Kalkanmı Ajansı (ADI) İzmir'de büro açtı. Egeli işadamları da önümüzdeki günlerde burayı ziyaret edecekler. Sizce ne tür işbirliği yapabilirler?
- Ege Bölgesi, Alsace gibi üretken, çalışkan ve dışa dönük bir bölge. İşadamları kaliteli ve güçlü. Dolayısıyla bizimkilerle rahat ilişki kurabilirler. Her türlü ortaklığı sağlayabilirler. Burayı Avrupa'ya, AB'ye, dünyaya sıçrama kapısı olarak kullanabilirler. Tekstilden tutun otomotive, şarapçılıktan teknolojiye kadar pek çok alanda işbirliği yapabilirler. Zaten buraya geldiklerinde kararlarını kendileri verecekler. Onları en iyi şekilde ağırlamaya hazırız.
- Avrupa demişken aklımıza geldi. Siz şimdi Türk işadamlarını Fransa'ya büyük samimiyetle çağırıyorsunuz. Acaba Fransa da, Fransız halkı da, Türkler'i aynı samimiyetle Avrupa Birliği içine çağırıyor mu? Türkiye'nin üyeliğine nasıl bakıyorsunuz?
- Öncelikle hayır dememek lazım. Fırsatı nasıl değerlendirmek gerekir diye düşünmek lazım. Acele karar vermemek lazım. Bu konuda en yakın müttefikimiz zamandır.
- Öyle diyorsunuz ama, biz 41 yıldır AB kapısında bekleşip duruyoruz. Bu kadar zaman yetmedi mi hala?
- Sorunları çözmek kolay değil. Türkiye'nin pazar ekonomisi ile Avrupa arasında bir takım ayrılıklar var. Bunların zamanla düzeltilmesi, telafi edilmesi, boşlukların doldurulması gerekiyor. Türkiye çok önemli ve büyük bir ülke. Elbette AB dışında bırakmak hatalı olur. Ancak ekonomik, sosyal ve kültürel alanlardaki farkların kapatılması şart.
- Peki, sizce Türkiye ne zaman kıvama gelir?
- Dediğim gibi, Türkiye'yi Avrupa dışında görmenin yanlış olacağını düşünüyorum. Ama AB için henüz hazır olduğunu da düşünmüyorum. Zamanı bilemem, yapacaklarını izlememiz gerekiyor. Ankara'daki gelişmeler nasıl olacak, bekleyip göreceğiz. Zaman her şeyi halleder. Ama çok kısa zamanda olacağını da sanmıyorum açıkçası.. Önce yeni ülkeleri sindirelim, sonra Türkiye'ye bakarız.
- Hazırlık safhasında Avrupa'ya hiç görev düşmüyor mu? Mesela Fransa'ya?
- Elbette düşüyor. Mesela Fransa'nın dış politikasını buna göre düzenlemesine, ayarlamasına ihtiyaç var. Çünkü, Türkiye'nin AB'ye girişinde Fransız dış politikasının önemli rolü olacak. Türkiye'ye ekonomik ve kültürel yönden daha fazla yaklaşmak zorundayız. Türklere yardımcı olmak için kültürel ve ekonomik ilişkilerimizi geliştirmeliyiz. Çünkü arada farklar var.
- Size samimiyetle bir şey sormak istiyorum ve samimi cevap istiyorum. Türkiye, Avrupa'yı korkutuyor mu?
- Ben de size içtenlikle söyleyeyim. Türkiye'nin çok özel bir konumu var. Büyük bir ülke. Nüfusu Almanya kadar. Hatta ileride Almanya'yı da geçecek. Avrupa Ailesi'ne girdiğinde çok güçlü olacak, parlamentoda söz sahibi olacak. Evet, bütün bunları düşünüyoruz. Örneğin işçi akımından korkuyoruz. İşsizliğin daha da tırmanmasından korkuyoruz. Bir de Türkiye'nin Amerika ile özel ilişkileri bulunuyor. AB için o ilişkiler de anlam taşıyor.
- Fransa, Türkiye'ye engel çıkarır mı?
- Biz 1963 yılından beri bu işlerin içindeyiz. Maalesef bünyede hala çözüm bekleyen sorunlar var. Fransa'da da Avrupa'nın birleşmesini istemeyenler bulunuyor. Ancak engel olacak güçte değiller. Türkiye'nin önüne de büyük engel çıkarabileceklerini sanmıyorum.
- Ya referandum? Eğer yapılırsa ne sonuç çıkar?
- Önümüzdeki beş yıl içinde yapılırsa kötü olur. Çünkü sonuç kesinlikle olumsuz çıkar. Üzgünüm, ama öyle.. Fransız halkı şu anda "hayır" der.

 






NE NEREDE
Cafe
Bar
Restoran
Tiyatro
Paket servis
Kültür Merkezi
Galeriler
Turizm acentaları
Oteller



            EN BÜYÜK BÖLGE GAZETESİKÜNYE     I     REKLAM     I     SIK KULLANILANLARA EKLE     I    AÇILIŞ SAYFASI YAP

Yeni Asır, Gaziosmanpaşa Bulvarı No:5 35260 Çankaya, İzmir
Tel:+90(232) 4415000    Fax:+90(232) 4464222