8 Ağustos 2004 Yıl: 109

Ana Sayfa

            EN BÜYÜK BÖLGE GAZETESİKÜÇÜK İLANLAR      I     İNSAN KAYNAKLARI     I     SIK KULLANILANLARA EKLE     I    BİZE ULAŞIN

ANA SAYFA
Kent
3.Sayfa
Siyasi
Dış
Ekonomi
Yazarlar
Spor
Yazı Dizisi
Arşiv

MAGAZİN
Can Can
Pazar
Alışveriş
Sinema
Astroloji
Ne Nerede

EKSTRA
Hava Durumu
Eczaneler
Telefonlar
Sanal Galeri
Yararlı Linkler

MESAJ HATTI
Göztepe
Altay
Karşıyaka
İzmirspor
Denizli
Aydın
Vestel Manisa
Buca
Muğlaspor
Uşakspor

KÜÇÜK İLANLAR
Emlak
Vasıta
Eleman
Çeşitli
İlan Formu
Mesaj gönder

 

 


 

  Yazı Dizisi - Tire Dosyası

8 GÜNDE BOSNA HERSEK

1| 2 | 3 | 4 | 5 |
Hasan ÇÖMLEKÇİ


'Savaş sırasında bizi İzmir doyurdu'

AH BOSNA
Bir kadın şehit edildi önce
sonra çiçekler vuruldu
balkonlardaki, pencerelerdeki
sardunyalar, beyaz zambaklar

Duvarlar delik deşik oldu
camileri yıktılar bombalarla
çocuk ihtiyar demediler
çiçekler gibi yok ettiler

Savaş bitti, Sarayevo'dayım
Gorajde'de, Gradaçac'ta
Mostar'da, Travnik'te
Tuzla'da, Zenica'dayım

Kurşun yarasına inat
çiçekler açmış rengarenk
artık bomba sesleri yok
barış geldi sessizlik var
ama yürekler hala delik deşik
27.07.2004

BAŞLARKEN
Bu şiiri 8 günlük Bosna Hersek gezisinin ardından, ilk sabah yazdım. Halkının yüzde 48'i Müslüman Boşnak, yüzde 37'si Ortodoks Sırp ve yüzde 14'ü Katolik Hırvat olan Bosna Hersek'e, Mostar Köprüsü'nün açılışı nedeniyle düzenlenen turla gittim. Benim için harika bir 'kültür turu' olan bu geziyi, 1994-99 yılları arasında Karşıyaka Belediye Başkanlığı yapan, Bosna Hersek İzmir Fahri Konsolosu Kemal Baysak düzenledi. 8 günlük turumuzda bir saatimiz bile boş geçmedi.
Bu turdaki rehberliğimizi sayın Baysak ve danışmanı, gazeteci arkadaşım Halis Hayırlı yaptığı için adları sık sık geçecek.
8 günde Bosna Hersek'te çoğunluğu Boşnak bölgesi olmak üzere Sırp ve Hırvat yerleşim birimlerini de gezdik. Konsolos Baysak nedeniyle her şehirde, 60 kişiden oluşan grubumuzu resmi görevliler, belediye başkanları, valiler, ekonomi odası başkanları törenle karşıladı.
Başkent Sarayevo'nun (Saraybosna) yanısıra sırasıyla Gradaçac, Tuzla, Zenica, Buna, Mostar, Ustikolina, Foça, Travnik, Gorajde kentlerini gördük...
En önemlisi de 427 yıl ayakta kalıp Yugoslavya'nın parçalanmasının ardından başlayan savaşta Hırvat topçu ateşiyle yıkılan dünyaca ünlü Mostar Köprüsü'nün (Stari Most-Eski Köprü) tekrar dirilişine tanıklık ettik. Bu tanıklığı ailecek yaşadık. Eşim Mine ve oğlum Doğancan ile...
Onlarca ülke televizyonunun naklen, yüzü aşkın ülke tv'sinin de ilk haber olarak duyurduğu bu tarihi açılışı yerinde izledik. Duygulandık, gururlandık. Gururlandık çünkü 1566 yılında Türkler tarafından inşa edilen bu tarihi yapı, 1993 yılında yıkılmasından 11 yıl sonra yine bir Türk şirketince dünya tarihine kazandırıldı.
Bu yazı dizisinde; şu anda her biri savaş kahramanı olan, Boşnak halk ordusuna komutanlık yapmış yöneticilerin anıları, savaş sonrası Bosna, ekonomik-sosyal yaşam ve siyasi yapının yanısıra Mostar'ın hikayesini de bulacaksınız. HÇ.

Gradaçac Belediye Başkanı Mustaviç, toplanan yardımların kendilerine zamanın Karşıyaka Belediye Başkanı Kemal Baysak tarafından ulaştırıldığını anlattı

Uçağımız Sarayevo'ya inişe geçtiğinde altımızda yemyeşil bir örtüyle kaplanmış arazide tek parça dahi olsa toprak görünmüyordu. Kıvrıla kıvrıla akan nehirlerin yanı başına kurulmuş çoğu iki katlı evler, düzenli yapılar, biraz ilerisinde duman tütmeyen fabrikalar...
Havaalanına ayak bastığımızda 9 yıl önce sona eren savaşın izleri ilk olarak pistte, asfaltla kaplanmış bomba ve kurşun izleriyle karşımıza çıktı. Sonra şehre giriyoruz. 1982 Kış Olimpyatları'na ev sahipliği yapan o güzelim Saraybosna'ya.
Binaların çoğu yeni, ya da elden geçirilmiş. Ama hepsinde kurşun yarası, hepsinde şarapnel, mermi izi. İnsanlar çok modern. Kadını erkeği modayı yakından takip ediyor. Bir zamanlar dünya devletleri arasında ön sıralarda yer alan Mareşal Tito'nun Yugoslavyası'nın insanları...
Bu şehirde yaşayanların yüzde 70'e yakını Müslüman olmasına karşın çarşaflı tek kadın yok. Başörtüsü takanlar ise çok az. Onlar da genelde yaşlı kadınlar.

OSMANLI ESERLERİ
Vurulmuş, harap olmuş binalar, yardım geldikçe onarılıyor. Camiler de öyle. Her yer inşaat halindeki minarelerle dolu.
Bizi havaalanında karşılayan Bosna Hersek Federasyonu Dışişleri Bakanlığı temsilcilerinin öncülüğünde yaptığımız şehir turunda, 500 yıl Osmanlı İmparatorluğu'nun egemenliği altında yaşayan bir ülkede Türk izlerini görüyoruz. Hamamlar, köprüler, hanlar, medreseler, anıtlar...
İlk gün yorucu, ancak buna değer bir şehir turunun ardından Boşnakça'ya da aynı isimle yerleşen 'Başçarşı'yı geziyoruz. Yine Türk izlerine rastlıyoruz. Dağılan Yugoslavya'dan doğan Bosna, 1990'da bağımsızlığına kavuştuktan 2 yıl sonra yani 1992'de bir savaşın içinde buluyor kendini. Hem de ne savaş. Komşunun komşuyu, iş, okul arkadaşının birbirini katlettiği, şimdi kimsenin anlatmak istemediği bir savaş.
Tam 1995 yılına kadar her şehirde, her köyde, her sokakta süren, minicik çocukların katledildiği, kadınların tecavüze uğradığı çirkin, kahpe bir savaş. Önce 'Sırp Kasabı' lakaplı Miloşeviç veriyor emri: Vurun, saldırın, yok edin.

İLK ŞEHİT FATMA
Tüm Bosna karışıyor. Hırvatlar, Sırplar, Boşnaklar birbirine giriyor. Yıllar yılı bir arada yaşayan üç ulus, ülkenin yönetimini ele geçirmek amacıyla silaha sarılıyor, öldürüyor.
İlk kurşun Fatma adlı bir Boşnak kızına sıkılıyor Sarayevo'da. İlk şehit bir kadın. Evler kurşun yağmuruna tutuluyor. Ve 1992-95 arasında 500 bine yakın insan hayatını kaybediyor. Bunun 300 bini Boşnak. Avrupa, kıtanın orta yerinde yapılan soykırımı seyrediyor. Üç yıl kılını kıpırdatmıyor.
Ne zaman Türkiye bas bas bağırıyor, ne zaman ki el altından Boşnaklar'a yardım göndermeye başlıyor, o zaman gözü açılıyor. Ve Boşnaklar ile Hırvatlar, Ortodoks ülkelerin desteğini alan Sırplar'a karşı birleşip karşı saldırıya geçiyor, o zaman gözler açılıyor. Sonuçta hemen devreye NATO giriyor, Amerika Birleşik Devletleri giriyor ve taraflar silahları bırakmak, masaya oturmak zorunda kalıyor. Adını mutabakatın yapıldığı kentten alan Dayton Anlaşması ile Bosna'da bombalar susuyor, katliam sona eriyor.
Şimdi barış var. 9 yıldır da suskunluk. Herkes terk ettiği topraklara yavaş yavaş dönüyor. Sanki hiç savaş olmamış gibi davranarak. Acıları yüreğine gömüyor...
Ne de çok taze mezar var yol boyunca. Hemen hemen hepsi de genç. Mezarlıklar dolduğu için herhalde, mahalle aralarında bile bembeyaz mermerden yapılmış, üzeri hilalli, haçlı olanlarına sıkça rastlıyorum. Geçmişte yaşanılan acıları anlatan üç işaret: Kurşun yaralı binalar, taze mezarlar ve anıtlar.

BAŞKAN KARŞILADI

SAYILARLA BOSNA HERSEK
Başkenti: Sarayevo
Nüfusu: 3.9 milyon
Yüzölçümü: 51.209 km2
Dili: Boşnakça, Sırpça, Hırvatça
Para Birimi: Konvertibil Mark
(1 euro = 1.95 KM)
Yönetim Şekli: Federe Cumhuriyet
GSMH (kişi başı): 1043 dolar
Yıllık enflasyon: Yüzde 2.5
Doğal Kaynakları: Kömür, demir, bakır, krom, çinko, kurşun, hidro enerji ve ormanlar
Adriyatik Denizi'ne uzanan sadece 21 kilometrelik sahil şeridi var.

Ve şimdi barış var. Şimdi susma zamanı, insanlar gürültü değil huzur istiyor. O yüzden sessiz sokaklar.
İlk günün ardından sabahın 6'sında kalkıp yollara düşüyoruz. Türkçe bilen iki Boşnak tercümanın eşliğinde 3.5 saatlik yolculuğun ardından Gradaçac'a ulaşıyoruz. Grubumuzda bulunan bazı işadamlarının ya kendileri ya da eşleri Boşnakça biliyor. Tura katılmalarının diğer amacı da iş imkanı yaratmak, iki ülke arasındaki ticaret hacmini geliştirmek.
Gradaçac kenti girişinde bizi Belediye Başkanı Ferhat Mustaviç ve kentin ileri gelenleri karşıladı. 46 bin nüfuslu, yüzde 90'ı Müslüman olan Gradaçac'ta şehir turunun ardından Başkan Mustaviç, sadece İzmir heyetinde bulunan işadamlarını değil, tüm Egeli işadamlarını, kentine yatırıma çağırdı.

Savaş sırasında İzmir'den büyük yardım aldıklarını söyleyen Ferhat Mustaviç, şunları anlattı:
"Bizim Türkiye'ye, özellikle de İzmir'e ayrı bir sevdamız var. Acılı günlerimizde yanıbaşımızda oldunuz. Savaş zamanı binlerce insanımızı kaybettik. Canımız pahasına bu ülkeyi koruduk. Aç kaldık, susuz kaldık. İşte o zor günlerde çoğu aileye Kemal Bey (Baysak) sahip çıktı. Çocuklarımızın bazılarını ülkesine götürüp ölümden kurtardı. Yiyecek getirdi, ya da gönderdi. Bu yüzden sevdalıyız İzmir'e, Karşıyaka'ya, Baysak'a..."

YARIN: İŞADAMINA BEDAVA ARSA

 






NE NEREDE
Cafe
Bar
Restoran
Tiyatro
Paket servis
Kültür Merkezi
Galeriler
Turizm acentaları
Oteller



            EN BÜYÜK BÖLGE GAZETESİKÜNYE     I     REKLAM     I     SIK KULLANILANLARA EKLE     I    AÇILIŞ SAYFASI YAP

Yeni Asır, Gaziosmanpaşa Bulvarı No:5 35260 Çankaya, İzmir
Tel:+90(232) 4415000    Fax:+90(232) 4464222