19 Mart 2004 Yıl: 109

Ana Sayfa


ANA SAYFA
Kent
3.Sayfa
Siyasi
Dış
Ekonomi
Yazarlar
Spor
Yazı Dizisi
Arşiv

MAGAZİN
Can Can
Pazar
Sinema
Astroloji
Ne Nerede

EKSTRA
Hava Durumu
Eczaneler
Telefonlar
Sanal Galeri
Yararlı Linkler

MESAJ HATTI
Göztepe
Altay
Karşıyaka
İzmirspor
Denizli
Aydın
Vestel Manisa
Buca

KÜÇÜK İLANLAR
Emlak
Vasıta
Eleman
Çeşitli
İlan Formu
Mesaj gönder

 

 


 

 

  Yazı Dizisi - Tire Dosyası

Kanseri Yaşamak

1| 2 | 3| 4| 5|
Prof. Dr. Hilmi ALANYALI

BAŞLARKEN

Kanserden korkma, bilgisizlikten kork

Geçen yıl Amerikan Kanser Derneği (A.C.S.) tarafından yapılan bir istatistik çalışmasında, A.B.D.'de yaşayan erkeklerin yarısında, kadınlarınsa üçte birinde, yaşamları boyunca kanser ortaya çıkma riskinin bulunduğu açıklanmıştır.
Ortalaması alındığında, bu tüm nüfus için yaklaşık % 40'lık bir orana karşılık gelmektedir.
Bu insanların yakınları ve sevenleri de hesaba katılırsa, bir toplumun hemen tümünün, yaşamının en az bir döneminde bu hastalıkla yüz yüze geleceği söylenebilir.
Yurdumuzda ne yazık ki, böyle sağlam istatistiksel çalışmalar olmasa da, bu kötü olasılığın bizim toplumumuz için de geçerli olduğunu söyleyebiliriz.


Fransa Kanserle Savaş Derneğinin Afişi

20 YILLIK DENEYİM
Peki, bu denli yaygın bir hastalık hakkında gerçek anlamda neler biliyorsunuz?
"Sigara kanser yapar",
"Sağlıklı beslen, kanserden korun",
"Egzersiz yap, kanserden uzak kal",
"Kanserden korkma, geç kalmaktan kork" gibi magazin sayfalarını sık sık süsleyen sloganlar dışında; gerçek anlamda
Yani, bu kötü olasılık başınıza gelirse ve hatta başınızdaysa, nasıl erken davranabileceğinizi, neleri ve nasıl yapmanız, neleri kesinlikle yapmamanız, nelere ve kimlere karşı uyanık olmanız gerektiğini, tedavinize nasıl katkıda bulunabileceğinizi, bu savaşta galibiyet olasılığınızı nasıl arttırabileceğinizi, biliyor musunuz?
Ben, binlerce kanser hastası ve hasta yakınının bana öğrettikleriyle geçirdiğim 20 yıllık meslek yaşamımın getirdiği deneyimle, büyük çoğunluğun, bu soruya "hayır" yanıtını vereceğini biliyorum.
Kimileri, hastalığın belirtilerini bilmediklerinden, geç yola çıkarlar.
Kimileri, tedavinin bir organizasyon ve uzman takım çalışması gerektirdiğinden habersiz olduklarından, doğru yolu geç bulur veya hiç bulamazlar.

5 YIL
Kimileri, tedavi alternatiflerini öğrenmediklerinden, yolda gereksizce organlarını, kimileri, bazı medyanın da desteklediği şarlatanlara uyup yollarını kaybederler.
Kimi yok yere umudunu, kimi, boş yere hedefini yitirir
Oysa kanser, sıklık sıralamasında kalp hastalıklarından sonra ikinci ölüm nedeni olsa da, uygun tedavilerle hastaların % 60'ı, 5 yıldan uzun süre yaşarlar. Bu "5 yıl" kritik bir süredir.
Çünkü bu süre içinde tekrarlamayan birçok kanser türünde hasta, bu hastalıktan kurtulmuş kabul edilebilir.
Yani bu "amansız" denen hastalık, doğru yol bulunduğunda aslında hiç de ümitsiz değildir.


DNA Modelleri

Biz, bu ülkenin kanserle uğraşan bilim adamları, yıllardır, çeşitli kongre ve sempozyumlarda, sunduğumuz araştırmalar ve yaptığımız konuşmalarla kanser tedavisiyle ilgili bilimsel literatüre katkıda bulunmaya çalışırız.
Ama gerçek yaşama döndüğümüzde, orada anlattıklarımızın, yukarıda saydıklarımıza iyi yönde hiçbir katkıda bulunmadığını acıyla fark ederiz.

EVET
Ve işte bunu fark ettiğimizde, toplumumuzla, bu bilgileri, onların anlayabileceği bir dille paylaşmak, bir daha, bu göz göre göre yanlışları yapmamalarını sağlamak isteriz.
Tam da o zaman "Yeni Asır" gibi; insanın sorunlarına duyarlı bir gazete, sizle aynı duyguları paylaşır ve size koynunda bir yer açmayı teklif ederse hiç düşünmeden "Evet!"dersiniz.
Benim de başıma gelen iyi şey, işte budur, sevgili okur

Nerden çıktı bu kanser?

Bu hastalık insanlığın ilk gününden beri var. Son yarım asırda teknolojik gelişmeler sayesinde daha sık tanı konuyor

Bana, günlük yaşamda özellikle yaşlı hastaların sıklıkla yönlendirdikleri sorulardan biri, "Bundan 50-60 yıl önceye kadar, kanser yok muydu? Hiç adını duymazdık" tır.
Oysa kanser, insanlar dünyada ilk belirdiği andan beri vardır.
Ama son yarım asırda, teknolojik gelişmeler sayesinde daha sıklıkla tanı konabilmekte ve sanki son yıllarda ortaya çıkan bir hastalık gibi düşünülmesine neden olmaktadır.
Daha önceleri özellikle bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde, hastaların çoğu tanı konamadan kaybediliyordu. Bugünse daha sonra da değineceğim gibi artık tanıda da, tedavi yöntemlerinde de A.B.D ve Avrupa standartlarında bir çok merkeze
sahibiz.

YÖNETİCİ MOLEKÜL
Sağlıklı bir insan vücudu, yaklaşık 30 trilyon hücreden oluşur. Bu hücrelerin tümü, çekirdeklerinde anne ve babadan gelen 500.000 sayfalık bir kitabı doldurabilecek kadar genetik bilgi içeren, yaklaşık 1 mikron inceliğinde ama 1 metre uzunluğunda sarmal bir merdiven şeklindeki "DNA" adlı yönetici molekülü barındırır.
Yani, deri hücresi de karaciğer hücresi de tamamen aynı yapıdaki bu molekül tarafından yönetilir. Hücre; tipine göre bu molekülün değişik bölgelerinden gelen bilgileri (ya da aldığı emirleri) kullanarak, yaşamsal işlevlerini görür, gerektiğinde çoğalır ve yine bu molekül üstünde bulunan bir genin programladığı saat geldiğinde ölür.

LATİNCE AD
İşte bu molekül, çeşitli etkenler tarafından hasara uğratıldığında, bazen, hücreler kontrol dışı çoğalmaya ve yayılmaya başlarlar. Artık ölümleri için programlanan o saat de durmuştur.
Giderek, bulundukları yerden taşmaya ve vücudun başka bölgelerine taşınmaya başlarlar. Bu durum, gövdesinden çıkan bacakları ve kıskaçlarıyla bir yengeci anımsattığından, bu hastalığa, Latince'de yengeç anlamına gelen "Kanser" ismi konmuştur.
DNA'yı hasara uğratan bu etkenler, çeşitli tahriş edici veya toksik kimyasallar (sigaradakiler gibi), radyasyon (güneş ışığındakiler dahil), ciddi yanıklar, özellikle mukoza denen örtücü tabakalarda sürekli tahriş yapan fiziksel nedenler (iyi yapılmamış takma dişler gibi), bazı virüsler veya aileden gelen bazı kalıtımsal faktörlerdir.

HIZLI SÜREÇ
Bazen bu nedenler üst üste binip etkiyi artırırlar veya DNA'sı hasara uğrayan hücreyi, hormonlar gibi bazı faktörler kışkırtıp, çoğalmayı ve dolayısıyla süreci hızlandırırlar.
Bu nedenle çoğu zaman, "bu kanser, şu nedenle oluşmuştur" demek mümkün değildir.
Yani, bazı cahillerin, sözde ciddi, aslında reytingden başka kaygısı olmayan televizyon programlarına konuk olup, bu yüzyılda hala fütursuzca iddia ettikleri gibi, kanser kesinlikle bir mikrop (?) falan değildir. Bu insanlara ve amaçlarına ileride daha ayrıntılı değineceğiz.

 

YARIN: NASIL ERKEN YOLA ÇIKABİLİRİZ? KANSERİN BELİRTİLERİ

 








NE NEREDE
Cafe
Bar
Restoran
Tiyatro
Paket servis
Kültür Merkezi
Galeriler
Turizm acentaları
Oteller




 


Yeni Asır, Gaziosmanpaşa Bulvarı No:5 35260 Çankaya, İzmir
Tel:+90(232) 4415000    Fax:+90(232) 4464222